KIZIL SOSYALİZM
KIZIL SOSYALİZM
KIZIL SOSYALİZM

KIZIL SOSYALİZM

Seçimler Nasıl Değerlendirilmeli

Seçimler Nasıl Değerlendirilmeli
 31.03.2014

Seçimlerin hemen ardına bir değerlendirme yazızı yazmak bazı zamanlarda insanı yanılgıya düşürse de bizler için bu değerlendirmeyi yapmak yanlışlığı beraberinde getirmeyecektir. Çünkü parlementerizme bel bağlamak biz devrimcilere asla uygun olmayan bir durumdur.

Bu seçimler tam bir kaos ortamında yürütülmekle birlikte, burjuva siyasetçilerin dilleride oldukça ağırlaştı. Bizim bu ağır konuşmalarla ilgili tavrımız ise çok net tüm siyasetçiler birbirleri hakkında söyledikleri konusunda sonuna kadar haklılar. Hepsi alçak, namussuz ve serefsizler...

 

AKP ve Seçim

Seçimlerde ezici bir çoğunlukla çıkan AKP faşist hükümeti yolsuzluklara bulaşmış ve elinde kan bulunan bir iktidardır. AKP iktidarı halkda da çok yoğun bir baskı organı oluşturmakla birlikte bu baskıyı çeşitli kitlelere çeşitli yollarla aktarılmaktadır.

AKP iktidarı kadınların bedenlerinden tutunda, kaç çocuk doğuracaklarına, internette ne yazacağımıza, hangi alanda nasıl eylem yapacağımıza kadar daha bir çok şeye karışmakla bir çok kimsede çok ciddi tepkilere yol açmış bulunmaktadır. Şanlı Gezi Direnişi ile bu karşı koyma durumu daha da gün yüzüne çıkmıştır.  Gezi İsyanına karşı AKP iktidarının ve özelde Recep Bey’in tutuma polisin kitlelere daha da fazla saldırmasına ve sonuç olarak da 8 canımıza neden olmuştur. Bu olaylardan sonra AKP’nin pislikleri bitmemiş ve Fethullah Gülen Cemaati ile girdiği iktidar mücadelesi sonucunda birbirlerinin çok sayıda kirli çamaşırı gün yüzüne çıkmıştır. Gün yüzüne çıkan pisliklere her gün yenileri eklenmekle birlikte şuana kadar çıkan ve toplumsal bazda yankı bulan iki temel durum söz konusudur. Bunlardan ilki yolsuzluk ve rüşvet diğeri ise Suriye ile yapılan savaş planıdır. Şimdi AKP iktidarına bakıldığında nereden tutsan elde kalan berbat bir ustalık(!) dönemidir. Bu kadar berbat bir iktidar nasıl olurda daha dün yapılan ve hala çelişkileri devam etmekte olan seçimlerde birinci parti olarak çıktı. Her tarafda toplumun her noktasına kendi baskısını hissettiren AKP nasıl olurda bu seçimlerden de başarı ile ayrılmıştır.

Bu durum aslında çok da şasilası ve bazı sosyalist bozması liberallerin söylediği gibi inanılmaz bir sonuç değil tabii ki. Çünkü AKP iktidarı derinlemesine kavranıldığında arkasında çok büyük bir ekonomik güç bulunduğu görülmektedir. AKP iktidarı devrildiğinde yerine hangi sistem partisi gelirse gelsin bu burjuva kesimi açısında durumlar AKP döneminde olduğu kadar düzgün gitmeye bilir. Bunun sonucunu gögüslemeye yüreği yetmeyen burjuvaji stabil durumu tercih etmektedir.Eğer AKP devrilirse burjuvanın durmu kötüleşecek ve doğal olarak ülkede ekonomik sıkıntılar baş gösterecek. Ülkede ki bu ekonomik sıkıntılar tabii ki patronlardan çok işçilere yansıyacak. Her fırsatta istikrar vurgusu yapan AKP’nin güddüğü politika da tam anlamıyla budur. AKP iktidarı der ki: “ Bak vatandaş biz gidersek varya, kriz çıkar ananızdan emdiğiniz süt burnunuzdan gelir”. Halkda oluşan durum tam anlamı ile ölümü gösterip sıtmaya razı etmek durumudur. Halk geç gelen ölümü bu gün gelen ölüme tercih etmiş gözükmektedir. Seçim sonuçlarına da bu açıdan bakılması burjuva medyanın bize dayattığı halk AKP’ye güvendiği ve inandığı için vermiştir görüşünün ne kadar yanlış olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

 

CHP ve Seçim

CHP bu seçimlerde farklı bir siyasal çizgi izleyerek merkez sağdan adayları seçimde göstererek oy kazanabileceğine inanmış ve yanılmıştır. CHP’ye bakarken ne kadar solda olduğu çeşitli politik doğrultularda tartışılmakla birlikte kendisini sosyal demokrat ilan ettiği için bir şekilde solda gözükse de bu sağ sapma CHP’nin sağ seçmeni etkilemesine yol açmamıştır. CHP aynı zamanda bu seçimlerde düşmanımın düşmanı dostumdur mantığı ile AKP iktidarı ile çatışma ortamına girmiş olan cemaatten de destek almış olmakla birlite çok da başarılı olduğu söylenemez. Bu seçimlerin bize gösterdiği en önemli noktalardan birisi ise çok kudretli gözüken cemaatin aslında Mao’nun da dediği gibi kağıtta bir kaplan misali sadece görüntüde olduğu, sayısal bir çoğunluğunun olmadığıdır. CHP’ye bel bağlayan nice devrimciler için ise sonuç yıllardır değişmediği gibi tam bir hüsran olmuştur.

 

MHP ve Seçim

MHP yıllardır sürdürdüğü kafatasçı ve Türkçü söylemlerinde herhangi bir sapmaya meal vermeden siyasetine devam etmektedir. Lakin bu kafatasçı ve faşist zihniyet bir çok seçmende geri tepmiş durumdadır. MHP’nin kemikleşmiş kitlesi haricinde çokda hitap edebildiği bir kitle bulunmamaktadır. Radikal söylemleri sokağı kısmen kızıştırsa da kendi kitlesini kontrol altında tutup iktidar hevesinde çok olmayarak bulunduğu yerde stabil kalma doğrultusundadır.

BDP-HDP ve Seçim

Bu seçimlere Kürt siyasal hareketi iki parti ile katılmayı kendilerine uygun gördü. Bunlardan ilki daha evvelden de tanıdığımız BDP diğeri ise Kongre sürecinden sonra ve Öcalan’ın da uygun olacağı görüşleriyle birlikte kurulmasına hız verilen HDP. BDP seçimlere doğu ve güneydoğu illerinde katılmış ve katıldığı bu seçimlerde kendi güçlü olduğu bölgere almış görünmektedir. Lakin BDP’nin ve Öcalan’ın durumunda ki bir saçma gözlerden kaçmamaktadır. BDP hareketi sadece etnik kimlik siyasetine sıkışmış ve Kürt olmayan seçmenden çok da fazla oy alamamıştır. Çözüm süreci denilen safsata ile AKP iktidarı ile çatışmaktan çekinir bir hale gelmiş ve bir çok zaman devrimcileri alanlarda ve siyasal yaşamda yalnız bırakmışlardır. BDP’nin Kürt kimlik siyasetinin içine sıkışmış dar politik konjüktüruna geni bir soluk getirmek maksadı ile bir çok sosyalist yapınında destek verdiği HDP kurulmuştur. HDP ise kurulduğu ilk günden beri BDP den çok da uzaklaşamamış ve yalın siyasetin içinde kendilerini bulmuşlardır. Söylemlerinde Kürt halkının hakları daima bir öncelik kazanmış ve yurdun tamamı kapsayan bir yapı haline gelememiştir. Seçimlere batı bölgelerinde giren HDP ise pek bir varlık gösterememiştir.

 

Biz ve Seçimler

Yukarıda seçmen oranının çok yüksek bir bölümünü almış partiler incelendiğinde bir vahamete kapılmamak elde değil gibi gözükmekte. Lakin bu vahamet asla kabul edilmemelidir. Bizler çok iyi biliyoruz ki bozuk bir sistemde düzgün çarklı olmaz. Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Bu sistem köküyle temizlenip işçi sınıfı diktatöryası kurulmadıkça hiç bir zaman biz emekçiler için durum değişmeyecektir. A partisi gidecek yerine B partisi gelecektir. Ama sömürülen yine bizler olacağız. Seçimlere bel bağlamak biz radikal sol da yer alan devrimcilere yakışacak bir tutum değildir ve asla da olmayacaktır.

Gün burjuva partilerinin pesinden koşma günü değildir. Gün emeğin kutsallığının ve haklı mücadelenin saflarını sıklaştırıp daha çok çalışma ve mücadeleti doruklara taşıma günüdür. Bizler halkız ve haklı taleplerimiz var. Bu talepleri asla ama asla siyasal iktidarlar bize altın tepsilerde sunmayacaklar ve zafer ancak mücadele ile kazanılacaktır. Örgütlü bir halkı hiç bir kuvvet yenemez. Hukuğu ile, polisi ile,askeri ile üstümüze gelselerde bu sonuç asla değişmeyecektir. Bizler için mücadele yeri asla sandık olmamıştır. Mücadele işçilerin, öğrencilerin, yoksulların arasında onları örgütleyerek ancak zaferle sonuçlanabilir.

Şanlı gezi direnişinde ortaya çıkan slogan gibi.

BU DAHA BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM!
 

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol